“TALAT AVCI “O DA, USTALARDAN BİR USTA…((DENEM
16/11/2007
(DENEME, TAHLİL )
“ERTELEMEYİ ERTELESEK ERTELEMEDEN” diyor, yeni kitabının bir şiirinde… Ve sonra devam ediyor şiirine;
“bu kez hemen şimdi
sonraya bir daha asla derken
inme vakti
uygun bir yerde lütfen”
Üstadın bu cümlesini ilk bakışta anlamakta zorlanabilirsiniz belki… Ama, öylesine anlamlı bir sözdür ki o.. Biraz düşününce farkına varırsınız. “Ertelemeyi ertelesek ertele-meden” Ne demek şimdi bu, demeyin..
Bugün yapılması gereken bir işi hemen şimdi, anında yapabilsek diyor usta.. Yapacağımız işi yapmaktan vazgeçmeden, vazgeçmeyi bıraksak, ertelemeyi bıraksak diyor, kendince. Sözün özü şöyle : O anda yapılmasına karar verilen, zaman olarak da o an yapılması şart olan işlerimizi bir başka güne, o günden sonra ki bir güne bırakmayalım. Zamanında yapalım, demek istiyor..
Bu oluşumu halk dilinde anlatan bir sözümüz de vardır, bizim… Az sonra söyleyince siz de anımsayacaksınız. “ Sona kalan, dona kalır..” Evet, öyledir gerçekten. Günlerce bir iş yapmayı tasarlar, düşünür, önünü ardını, zamanını, mahiyetini, getireceğini götüreceğini he-saplarsınız. Sonunda; “ Bu bana uyar…” diye, karar verirsiniz. Geriye yalnızca başlamanız, bir adım atmanız kalmıştır. O hamleyi yaptığınızda o iş olacak, sonuçlanacaktır.. Tüm hesaplamalarınız doğrudur. Defalarca kontrol edip teyit etmiş(doğrulamış), testinizi tamam bulmuşsunuzdur. Ama; içinizden o an gelen bir isteksizlik, tembellik duygusu, engel olan bazı aşılabilecek şeyler, bizleri engeller.O işi yapmaktan alıkoyar. Ertelettirir.. Çünkü içimizden yükselen iki sesten biri: “Boş ver..Şimdi onun zamanı mı? Kendini yorma..Başka gün yaparsın. Ertele… Yarına bırak..” diye, seslenir. İkinci ses ise : “ Gecikme.Yarına bırakma, hemen şimdi yap.. Yarına bırakırsan, geç kalırsın. Başka engeller çıkar. Tembellik yapma.. Hadi, kalk..! Bitir şu işi…” diye, bizlere seslenir. Uyarır.
İşte bu kararsız anlarımızın; ömrümüzce bize verdiği zararları, pişmanlıkları, acıları ve de kayıpları anlatmaya çalışmış Talat hoca… Hem de birkaç kelime, cümleyle. Fakat; yalın haldeyken bunu yorumlamak, anlamak zor olabilir.. Şiirin bütününü birkaç kez okumanız yeterli oluyor.
Talat Avcı öğretmenimiz, sevgili dostum; günümüz şiirini eski klasik tarzından farklı olarak, kendilerince “ Evrensel Dil, Evrensel Şiir “ diye, yeni bir akımın öncüsü, ustaların-dandır.. Çevresinde ayni tarzı paylaşan, çoğu da akademisyen olan Talat hoca ilk bakışta, ilk okuyuşta akademik olmayan insanlarımıza, farklı bir şair gelebilir… Onlarca belki de, anlaşılmaz olabilir. Ama inanın, onun da kendine has bir özelliği ve de güzelliği var.
Serbest ve evrensel şiir, bağımsızlık ve özgürlüğün de, simgesidir onlarca… Özgür düşüncenin, kendi özüne dönüş olan günümüzde, bu özgür tarzları da benimsemek ve içimize sindirip özümsememiz gerekir. Özümsemek ve önemsemek çok güzel bir şey…
Çağ ve zamanın getirdiği, uygarlığın gerektirdiği ve teknolojinin sunduğu değişiklikleri kabullenmek, ilk anda zor gelse de, onlara da içimizde yer vermek, bir uygarlık gereğidir.. Çünkü özgürlük; her gücün üstünde, bir güç birliği, beraberliğidir. Her çağda olduğu gibi bu çağın da, acımasız dişlileri arasında un ufak olup, yok olmak istemiyorsak, getirdiklerine razı olup, sahip çıkmak ve onlardan asgari olarak değil, azami oranda faydalanmayı seçmemiz koşuldur. Bu koşul, bu şart belki bizim onlarla bir arada, birlikte yaşamamızın olmazsa olmazı, olabilir..
En azından anlamaya çalışıp, hoşgörümüzü elden bırakmamalıyız. Özveri ve hoşgörü bize belki, çok şeyi öğretecek, bazı kazanımları da yanında getirip, güzellikleri, sevgiyi yaşamamıza öncülük yapacaktır. Tabiidir ki bunlar benim acizane düşüncem, değerlendirmem, görüşüm…
Kutlarım dostum; Edebiyat öğretmenim, yazar, şair, öykücü dostum… Seni, yürekten kutlarım. “ADRESİ EKSİK” adlı üçüncü şiir kitabını zevkle okudum. Dönüp, dönüp tekrar okudum. Tebrikler. Beni de var sayıp, sayıya koyarak bir kitabını armağan etmen mutlu etti beni… Sağ ol. Daha nice kitaplara imza koymanı, gönülden istiyor, bekliyorum. Başarılar. Bu yazım bu kadarla kalmayacak ileride tekrar seni ve eserlerini yazacağım. Şuan yazımı daha fazla uzatmak istemiyorum…
Tekrar tarzınıza dönecek olursak; ben sizi ve seni çok iyi anlıyorum.. Anlamayanlar, eleştirenler olabilir. Herkes için, her şair ve yazar için, sanatçı için bu doğaldır zaten… Dikkate alın ama üzerinde fazla durup takıntı yapmayın. Söylemek istediğim şu ki; İnsanlar hiçbir zaman, dört dörtlük bir anlayışı, hiçbir çağda görememiş, bulamamıştır. Elbette, bizler de; bizleri tüm yönlerimizle, tam olarak tanıyıp, anlayacak toplum ortamını bulamayacağız.. Ya da, bulamayabiliriz… Fakat; bizim görevimiz, doğru bilip inandığımız şeyleri savunmak.. Güzelin, gerçeğin yanında yer almalıyız. Eserlerimizi de bu doğrultuda yazmalı, can vermeliyiz.
Asıl mesele; “EKSİK OLAN ADRESİ, TAMAMLAMAKTIR…” Adresin eksik olması nedeniyle, sahibini bulamayan bilgileri, haberleri, mektupları ve de mesajları gerçek adreslerine ulaşsın diye çaba göstermek, el birliği, güç birliği, bilgi ve deneyim birliği yapmalıyız..
İşte o zaman bu ulus, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarılmış olacaktır. Ve biz de o zaman, üstümüze düşen görevleri yapmış sayılacağız..
Bu kitabınla belki; adreslerin eksikliği giderilmeyebilir. Senin gönlündeki ortam oluşmayabilir belki ama, gönderdiğin mesajlar, adresi eksik olan yerlere tam olarak ulaşacaktır. Ben, öyle sanıyorum.. Ve seni, son kez kutluyor, başarılarının devamını gönülden diliyor, dostça elini sıkıyorum. Ve de, içten kucaklıyorum…
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!